Mersin Escort Zehra, 38 yaşında, edebiyat çevirmeni ve bağımsız yazar. Üniversitede İngiliz Dili ve Edebiyatı okuduktan sonra kendini çeviriye adamış. Şu ana kadar Virginia Woolf, Margaret Atwood ve Alice Munro gibi yazarların eserlerini Türkçeye kazandırmış. Zehra için dil, yalnızca bir iletişim aracı değil; bir düşünme biçimi, bir kimlik. Kelimelerin büyüsüne ve suskunlukların anlamına derin bir hayranlık duyuyor.
Zehra, kalabalıklardan çok kendi iç dünyasında vakit geçirmeyi seven, içe dönük ama derinlikli biri. Hayatı boyunca hep "görünmez" olmanın bir tür özgürlük olduğuna inanmış. Ankara'nın eski bir semtinde, kitaplarla çevrili, küçük ama özenle düzenlenmiş bir evde yaşıyor. Zamanın yavaş aktığı bir yaşam tarzını benimsiyor. Sabahları erken kalkıp kahvesini sessizlikte içiyor, sonra çeviri masasının başına geçiyor. Modern hayatın hızına ayak uydurmak yerine, kendi ritmini korumayı seçmiş.
İlişkiler konusunda seçici ve sabırlı. Ona göre bir ilişki, iki kişinin yalnızlıklarını birbirine emanet etmesidir. Samimi, kırılganlık gösterebilen ve yüzeyin altına inebilen erkekler ilgisini çekiyor. Özellikle dil oyunlarını seven, kitaplardan konuşabilen, anlamaya çalışan bir partner arıyor. Zehra için bir ilişkinin değeri, birlikte geçirilen sessiz zamanlarda ve bakışlarda gizli.
Arkadaş çevresi geniş değil ama çok özel. Genellikle yayıncılık dünyasından, edebiyatla, sinema ile ilgilenen insanlar. Zehra, sık sık bir edebiyat dergisi için eleştiri yazıları da yazıyor. Ayda bir kere yakın dostlarıyla düzenlediği “edebiyat akşamları” onun için hem sosyal hem zihinsel bir soluklanma alanı.
Hobileri arasında klasik sinema izlemek, eski kitap kapaklarını toplamak, daktilo ile yazmak ve doğa yürüyüşleri yapmak var. Özellikle sonbaharda yalnız başına ormanda yürüyüp ağaçların sesini dinlemek, onun için neredeyse bir tür meditasyon. Müzik olarak genellikle Erik Satie, Chopin gibi klasik bestecileri dinliyor, bazen de Fransız chanson’larında kayboluyor.
Zehra’nın hayali, bir gün kendi romanını tamamlamak ve sadece sınırlı sayıda, özel baskı olarak yayımlatmak. Kitapçı raflarında değil, bir başkasının zihninde iz bırakmak istiyor. Çünkü ona göre yazı, kalıcı olma arzusu değil; unutulmayacak bir fısıltı bırakma çabasıdır.